Serin, en erken keşfedilen aminoasitlerden biridir. Buna rağmen Serin’i proteinlerden izole etmek oldukça güçtür. Cramer, 1865 yılında Serin’i bir ipekten elde etmiştir. Ardından, Strecker aminoasit sentezi yöntemi kullanılarak 20.yüzyıl başlarında Fischer ve Leuchs tarafından glikolik aldehidten sentezlenmiştir.

Kimyasal Yapısı

Structure of Serine

Kimyasal ve Fiziksel Özellikleri

IUPAC Adı: (2S)-2-Amino-3-hidroksipropanoik asit

Sembol: Üç Harfli Kodu – Ser. Tek Harfli Kodu –

Moleküler Ağırlık (Molar Kütle): 105.09258 g/mol

Formülü: C3H7NO3

Kanonik Formatı: C(C(C(=O)O)N)O

İzomerik Formatı: C([C@@H](C(=O)O)N)O

InChIKey (Uluslararası Kimyasal Tanımlayıcı): MTCFGRXMJLQNBG-ODVHTPRODA

CAS Numarası: 56-45-1

MDL Numarası: MFCD00064224

Erime Noktası: 222 °C

Sudaki Çözünürlüğü: 250 g/L (20 °C); pKa – 2,21  ; pKb: – 9,15 

2D Molfile (Kimyasal Tablo Dosyası): Molfile dosyasını al (Uzantıyı .mol diye kaydediniz)

3D PDB Dosyası (Kimyasal Yapı Dosyası): PDB dosyasını al (Uzantıyı .pdb diye kaydediniz.)

Diğer İsimleri: beta-Hidroksialanin; (S)-Serin

Fonksiyonları

Serin, birçok biyosentetik durumda önemli rol oynamaktadır. Aynı zamanda, Glisin ve Sistein gibi aminoasitlerin öncüsüdür. Enzim reaksiyonlarında katalizör olarak yardımcı olmakta ve sindirim sürecindeki polipeptitler ile proteinlerin peptit bağlarının hidrolizinde işlev görmektedir.

Serin, başka bir aminoasit olan Glisin’den elde edilir ve esansiyel olmayan bir aminoasit olarak bilinir. Fiziksel ve zihinsel açıdan önem arz etmektedir. Merkezi sinir sistemi ve beynin normal fonksiyonlarını yerine getirmesini sağlamaktadır.

Aynı zamanda, hücrelerin yapısında bulunan fosfolipit tabakanın oluşumunu da gerçekleştirmektedir. Ek olarak, bu aminoasit; kas oluşumu, bağışıklık sisteminin korunması ve DNA/RNA işleyişlerinde işlev görmektedir.

Esansiyel bir aminoasit olan Triptofan, Serin tarafından üretilmektedir ve serotonin (mutluluk) hormonu üretmede kullanılır. Triptofanın eksikliğinde ise; depresyon, anksiyete, uyku problemleri gibi durumlar ortaya çıkmaktadır. Eğer bu eksiklik giderilmezse, problemler kronik hâl almaya başlar ve yorgunluk sendromu, fibromiyalji gibi sorunlara dönüşür.

Ayrıca; bağışıklık sistemi için immünoglobulinlerin ve antikorların oluşturulmasına yardımcı olmakla birlikte; kas korunumu, oluşumu ve kreatin emilimini sağlamakla sorumludur. Esansiyel bir aminoasit olmamasına rağmen, vücutta üretimine uygun koşul sağlanması amacıyla, B vitamini ve folik asit tüketimi gerekmektedir. Bu amino asit alımını; et, süt ve süt ürünleri, baklagiller, yer fıstıkları gibi besinlerden gerçekleştirebiliriz. Fakat mevcut gıdalar çok fazla işlenmiş oldukları için, besinleri salt haliyle tüketmek zor olabilir.